Anne evi...

.net uzantılı adresle uğraşmaktan yıldığım için tekrar blogspot tabanına geri döndüm :)) (arada bir yedek alıp kendimi garantiye alırım ne yapalım, bi de wordpress yedek alırız patlar gider :)) )  Ben bu seyyar tayyarı çok tuttum bakın sitesi de açılmış :)) http://seyyartayyar.com

Dün annemin evine gittim, kendi odamı kurcalamak çok zevkliydi.. Annemin emektar singer dikiş makinesini aldım (çok mühim bişey değil- yoknaz), anneannemin kumaş dolabına daldım, çocukluğumdan beri gözüm olan kumaşlar vardı onları kendi dolabıma kattım.. Benim plastik yapılı dikiş makinecağızım birden gözüme iyi göründü, bi kere bu döküm çoooook ağır, bide piko olayı için o garip yuvarlak şeylere gerek yoktu benim blueskyda :)) ama dikişi güzel hakkını yemeyelim, bide inşallah sağına soluna bi zarar vermeyelim; öyle bi durumda ben de patlarım gider:))

Eve geldim Tuğbacığımın emaneti kıvırma ayağı ile ilk kez bir şifonın kenarını kıvırdım.. Eminim daha başarılı çalışmalar görmüşsünüzdür, benimkine kimse yakından bakmazsa sorun yok :))

Ödevimi bitirmeyi hala başaramadım (utanıyorum)- yok sterilizasyonsuz ayarlama yok krugman; önümde 3 kitap, netbook öyle bir boğuşmaca halidir gidiyor..

Bu arada sitelerde gezinirken gördüm bakın çok sevimli bir çocuk elbisesi, kolay dikilir mi sizce??


  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Biri bana anlatsın..

Şu an elimde garipçe bir ödev var, bir dolu hazır yazım var yayınlayacak ama Vodafone vodem ile internete girince sitemi göremiyorum, evden bağlanınca görüyorum..

DNSmi google DNS yapınca çoğu şey sorunsuz, şimdi niye başka blogları göremiyorum..
anlayamadım bi çözsem kendime user manual yapacağım :))

Ben kendime gömlek dikiyorum biliyor musunuz, onu gösterecektim halbuki bi heves :((

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

artık kendi alan adımı aldım...

Blogger yasağı sayesinde internet sitesi sahibi de oldum; .com uzantısı kalmadığı için artık
www.neovation.net adresini kullanıyor olacağım...

Şimdilik DNS ayarları yapılmadığı için 24 saat kadar beklemem gerektiği söyleniyor... Acemi blogger kulunuz beceremezse deneyim sahibi siz arkadaşlarından yardım isteyecek :))

Özetle digitürk davası sebebiyle 10$ kaçtı bi yerimize :))

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

yarı yıl Tatili- VOL 2 (RİVA)

Biz ters aileyiz; kış günü plaja, kar yokken dağa gideriz....

Ben, küçük cüce ve Buci, Riva'dayız... Güneş vardı ama rüzgar insanın yüzünü yakıyor, atkı-bere-eldiven üşümemek için şart.. Tabi bir de küçük cüce için kurabiye, börek, termos, çay, vb... bu liste uzar gider...

Kaleye yürüyüş..


Küçük cücenin akşam yaptığı günün özeti ; yolda neler gördük- inek- öküz-keçi-ördek-köpek-at.. çeşmede elimizi yıkadık, Anadolu Hisarını gördük, Rivada sahilde şömine başında köfte yedik..

Biz çok eğlendik, kışın kumda koşmak çok zevkli oluyormuş...

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Yarı Yıl Tatili- VOL 1

Bu yıl gene okullu olduğum için yarı yıl tatilini iple çektim doğrusu, eşim de yıllık iznini alınca sanal alemden biraz koptum ama değmeyin keyfime..

Hep İstanbuldaydık, şehrimizi gezdik bol bol...

İlk gezimiz Küçük Çamlıca Su köşkü'ne...


MMMM salep :)) Sıcacık...


 Veeee en önemlisi ...    Bahar geliyor galiba :))  Lale soğanları da ufacık ufacık çıkıyorlar topraktan dışarı :))

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Kocamdan Bana...

Bankalar ile ilgili haberleri takip edenler bilirler; geçtiğimiz hafta içerisinde neredeyse tüm bankalar yıl sonu bilançolarını açıkladı.. Ex- de olsak hala izliyoruz tabi :))

Bütün bu yıl sonu dökümünün ardından eşimden aldığım bir maili bankacılara ithafen sizlerle paylaşmak istedim (forward maillerden olduğu için görmüş olanınız vardır belki de)

GÜNAYDIN BANKACILAR ☺


Çeyrek asır evvelini hatırlarım bu mesleğin…
Bulunduğu muhitte muteber insandı bankacı…
Hele Anadolu da bankacının oturduğu semtte oturmak itibar emaresi sayılırdı…!!
Bankacıya kız vermek, bankacıdan kız almak önemli mevzuydu…:)
Toplumda bir yeri, protokolde bir ağırlığı vardı bu insanların…
Banka şubelerinde çalışan insanlar 6 ayda bir değişmezdi, bankacı ile müşteri arasında süreklilik ve güven arz eden bir ilişki şekli vardı…


Günümüzde  olduğu gibi kaydi para arzı yaratarak insanlara sanal cennetler sunmak olarak algılanmıyordu bankacılık, asli görevini yerine getiriyordu yani ticaretin finansmanına şirket yönlü destek veriyordu…

Bir kredi dosyası değerlendirilirken, hedef baskısı ile tribünleri tatmin etmek için değil, sürdürülebilir kredi ilişkisi sağlanarak makro ekonomik gelişmeye destek vermek adına hareket ediliyordu… İyi üniversitelerin iyi bölümlerinden mezun insanlar tercih ediyordu bu mesleği… Çok değil bundan 10-15 sene önce, ülkenin önde gelen üniversitelerinde, bankalar kariyer günleri düzenler ve gençleri sektör hakkında bilgilendirirlerdi, bankalarda kariyer yapmak için neler yapmaları gerektiğini anlatırlardı…

O zamanlar bankacılık sektörü bugün açıkladığı konsolide karları, rüyasında bile göremiyordu ama çalışanları da müşterileri de daha mutluydu…
O zamanlar, bankaların neredeyse hepsi bizimdi yani ürün ve hizmetlerini sundukları insanlar ile aynı gemi içerisindeydi bankacılık sistemi, şimdi ise yerli sermayeli bankaları parmakla saymak mümkün…

Günümüz bankacılarından, mesleğinden dolayı sevdiği kız ile evlenmesine müsade edilmeyen insanlar tanıyorum ben…!! Artan rekabet ve daralan kar marjları yüzünden bu meslek grubunun üzerindeki baskı, mevcut haliyle, yerin 200 metre altında kömür çıkartmaya çalışan insanların dramından aşağı kalmayan bir niteliğe büründü son 10 yıldır…

Sektörün neredeyse her 5 yılda bir standart hale gelen krizler yüzünden kırılgan hale gelen yapısı ve kar maksimizasyonu için çalışanlar üzerinde oluşan baskının her geçen gün artması, bu meslek grubunda çalışan insanların gelecek kaygısı ile sosyal dengelerinin tamamen bozulmasına sebep oldu…

Toplumun mesleklerine gösterdiği teveccühün neredeyse yok olmasının yanı sıra maddi anlamda da katlandıkları riskin karşılığını alamayan  bankacıların yaşam kalitesi her geçen gün belirgin biçimde bozuluyor. İşini yaparken mutlu olanına rastlamak neredeyse imkansız çünkü hem çok riskli bir işi yoğun hedef baskısı altında yapmaya çalışıyorlar, hem mesai saatlerinin dışına taşan çalışma saatleri yüzünden iş hayatı özel hayat dengeleri bozuluyor hem de bu kadar zahmetli bir işin karşılığında açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasında kalan bir ücret ile hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar…

Bankacıyı, tencere, tava pazarlar gibi agresif bir şekilde piyasaya süren sektör, meslek ile ilgili toplumun algısını kötümserleştirdiği gibi isanların tefecilere baktığı gözle bankacılık sektörüne bakmasına sebep oldu…

Son yıllarda sektöre giren ve sektörün yarısından fazlasını eline geçiren küresel aktörler, ülkemiz insanının mahrum bırakılmışlığından kendi adlarına çok iyi sonuçlar çıkarttılar…
Bence bankacılar da zorluk derecesi yüksek meslek grubunda değerlendirilmeli ve yıpranma tazminatı, erken emeklilik gibi bir takım ek haklar ile yaptıkları iş katlanılabilir bir hale getirilmeli. Aksi durumda sektörün özellikle önümüzdeki 20 yıl içerisinde ciddi anlamda insan kaynağı açısından sorun yaşaması muhtemel. Bankalarda personel devir hızlarının mevcut hali bile yeteri kadar ürkütücü haldeyken, ekonomik gelişmenin ve farklı sektörlerin insanların hayatına girmesi ile birlikte aktif iş gücünü bankalarda çalışmaya ikna etmek oldukça zorlaşabilir.


Bu meslek grubu gerçekten zor şartlar altında çalışıyor, statüsünü, maddi rahatlığını ve çalışma koşullarındaki göreceli üstünlüğünü kaybettiği gibi sürekli müşteri, çalıştığı şirket ve piyasa baskısı altında olan bu insanlara herhangi bir gerekçe ile kızdığınızda tepkilerinizi yöneltmeden önce bir kez daha düşünmezinizi ve empati kurmaya çalışmanızı tavsiye ederim…

Sizi mutsuz eden her neyse bilin ki bunun suçlusu  bankacılar değil…

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Şubat 2011 Burda dikiş dergisi

Bu ay dergiyi beğenmedim, bence bir numara yok; mavi tunik ve kırmızı elbise hoşuma gitti ama onlarda da şöyle bir AH! dedirtecek bir yan yok.. (bugün bi türlü resim ekleyemiyorum bilemiyorum neden, ama arzu edenler şekercafe'den inidrebilir dergiyi)

Çocuk elbiseleri var bu ay, bir dahaki ay gelinlikler..

Ümidim nisan-mayısta :))

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS